Mayıs 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Kategoriler

Etiketler

Kadrolaşmanın Amacı: Parti Devlet

Aralık 12th, 2007 by sengin

Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin her birinin seyrek ya da yoğun bir şekilde kadrolaşma eğilimi olmuştur. Kadorlaşma dendiğinde insanın aklına ilk olarak Milliyetçi Hareket Partisi gelir, daha sonra ise cumhuriyetin ilk yıllarındaki politikalarıyla Cumhuriyet Halk Partisi. CHP’nin ilk yıllardaki kadrolaşmasını o yıllar içinde değerlendirebiliriz ama Mustafa Kemal öldükten sonra Recep Peker’in başlattığı hareketi asla haklı çıkarmaz bu. Türk Hükümetlerinin kadrolaşma eğilimlerini incelem için özellikle CHP ve AKP incelenmelidir, MHP ise daha çok yandaşını kayırma biçiminde hareket edip ahbap çavuş ilişkisi içinde kaldığından dolayı devlette yoğunlaşmış ama asla devlet içinde niceliklerinin verdikleri niteliğe kavuşamamışlarıdır -burada derin devlet konu dışıdır bahsedilen genel olarak bütün devlet kadrolarıdır-. Fakat CHP ve AKP devleti partinin egemenliğine sokmak için yapmıştır ve planlı bir harekettir, MHP’nin hareketi gibi plansız değildir.
CHP kadrolaşması kendi içinde iki alt döneme ayrılabilir. Kemal Peker öncesi ve sonrası dönemler. Kemal Peker öncesi dönem devlet kurumlarının yeni yeni oluşturulduğu, partinin yeni kurulduğu, bu ikisi arasındaki çizginin yenilikleri ve geçmişten gelen İttihat ve Terakki tecrübesi yüzünden belirsiz olduğu dönemdir. Recep Peker’in CHP genel sekreti olduktan sonraki dönemi ise oluşun tarihinden bağımsız olarak 1936 ile başlatabiliriz. CHP genel sekreterinin içişleri bakanı olması ve uzantısı olarak CHP il başkanlarının aynı anda vali olması, 18 haziran 1936′da parti genel başkanı vekili ismet inönü’nün yayınladığı genelge ile parti ile hükümetin birleştirilmesi kararı sağlanmıştır ki bu genelge bu dönemin karakterini yansıtır. Atatürk bunların bir kısmına karşı çıkmış bir kısmına göz yummuştur; ancak onun hedefinin demokratik ve müreffeh bir toplum olduğundan şüphe oluşturmaz bu göz yummaları, devrim zamanı uygulamalarıdır sadece. Kaldı ki CHP zamanla bu uygulamadan vazgeçmiş ve çok partili siyasal hayata geçilmesine izin vermiş, Türk demokrasisine en büyük katkıyı sağlamış partilerden biridir.
AKP de devleti ele geçirmek ve dönüştürmek istemektedir, bunun için gerek toplumsal gücünü gerek sermaye gücünü gerekse de meclisdeki çoğunluğunu kullanmaktadır. İktidara ilk geldiği dönemde Refah Partisi tecrübesi ile çok ılımlı davrandır ve özellikle de liberal aydınların desteğini aldı. Fakat 2. iktidar döneminin ilk 4 ayında bundan önceki 4,5 yılda olmadığı kadar cüretkar oldu. Özellikle çıkardığı Hakim ve Savcılar Kanunu ile yargıyı tek hamlede ele geçirmeye çalışması, devlet kuruluşlarına yapılan atamalardaki cemaat kriteri, Kamu Personel rejiminin hükümetin atama yetkisini çok genişletecek şekilde değiştirilmek istenmesi bunun en açık göstergesidir. Ve bu AKP hala “onlar devlet, biz siviliz halkız” yalanını dillendirmekte. AKP artık devlet olmuştur, cumhuriyet tarihinde devlet ile bu kadar iç içe bir tek kuruluş yıllarında daha sonra bu durumu kendi isteğiyle demokratikleştiren CHP geçmişti.
Okan Bayulgen’in Bu Sizi İlgilendiriyor’da konuk ettiği AKP adayı genç kaymakam Özlem, CHP’nin parti devlet uygulamasını kıyasıya eleştirirken sergilediği demokrasi aşkını şimdi de sergileyebilir mi acep? Ya da bunu yapacak her hangibir AKPli var mıdır? Yoktur.
AKP’nin ele geçirdiği güçlere bakalım: Yargı,YÖK, TBMM, TMSF, TCMB, THY… ve bunları gizlemek için medyanın büyük kısmı, bir de Çankaya. Bütün bunlar ard arda geldiğinde inanılmaz bir hegemonya kurulduğu görülüyor.
Son zamanlarda çıkan bazı haberlere ve yazılara link vermek istiyorum: http://www.milliyet.com.tr/2007/12/12/yazar/temelkuran.html
http://www.haber5.com/haber.php?haber_id=302119

Posted in akp, kadrolaşma, parti devlet, siyaset | No Comments »

100 wattlık Ampul 40 watta Düşer mi?

Mayıs 8th, 2007 by sengin

Türkiye tekrardan ve alışageldiğimiz gibi sık aralıklarla krizler yaşıyor. Bu krizlerden her zaman birileri yarar sağlıyor, birileri de zarar görüyor. Yaşadığımız son krizlerden en çok yararlanan Akp oldu. Şubat krizi, Kemal Derviş, 2003 erken seçimi hep Akp partinin ampulunu parlattı.

Bugün ise Akp ilk defa bu denli büyük bir krizle iktidarda iken karşılaştı. Muhalefet iken krizlerden yararlanmayı bilen akp bu sefer krizi aynı zamanda yönetmek zorundaydı da. Bugün için akpnin bunu başarabildiğini söyleyebiliriz. Ordu muhtırası karşısında dik durdu. Ek olarak bu muhtıranın ekonomiyi bozduğunu bar bar bağırarak söyledi ve bu yolla Chp ve Orduyu ülkedeki bütün aksaklıklar için günah keçisi ilan etti. 4 yıllık dönemdeki bütün başarısızlıkları tsk ve chpnin üzerine attı.

Daha yakından bakalım: 4 yıllık ampul iktidarı döneminde somut olan en önemli şeyler alım gücümüzün düşmesi, Çiftçinin ekin ekememesi, kimsenin cebinde para kalmaması idi. Zaten kimsenin cebinde para kalmadığı için enflasyon düşmüş gibi göründü. Ekonomide para dönmeyince fiyatlar da artamadı ama sağlıksız bir durumdu. Fiyatların artmaması ekonominin gücünden değil güçsüzlüğünden kaynaklandı. 27 Nisan’a kadar bütün halk bundan ampulleri sorumlu tutuyordu; ancak iş muhtıra ile değişti. Ampuller her yerde bangır bangır muhtıra ekonomiyi bozdu diye bağırdı, insanlara ekonomiyi ordu bozdu fikrini pompaladı. Pek tabi olarak bundan kendisi fayda sağlarken, tsk ve onun ekürisi chp zarar gördü. Bunun yanına mağdur gibi görünmesini de eklersek akpnin bu krizi çok iyi yönettiğini, dik durarak delikanlılığı ile, her şeye rağmen mağduriyeti ile ve orduyu günah keçisi yaparak kendi günahlarını orduya yüklemesi ile çok fazla puan kazandı. Bu seçim de büyük ihtimalle tek başlarına iktidarlar. hatta oyları bile artabilir.

Posted in akp, chp, deniz baykal, ekonomi, kriz, ordu, rte, tsk | No Comments »

Burhan Kuzu: Türk Anayasasına Ampul

Mayıs 7th, 2007 by sengin

Burhan Kuzu, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı, Baş Ampül’ün bu aralar en çok kullandığı vekil. Anayasa Komisyon’u bu aralar kavga ve gürültülerle gündeme geliyor. Bir laf vardır, imam osurursa cemaat sıçar diye, işte Türkiye Cumhuriyetinin Meclis Anayasa Komisyonunun, yani Türk Devletinin özünün söz konusu edildiği komisyonun başkanının Başkanlık Sistemi ile ilgili görüşleri.

türkiye barolar birliğinin düzenlediği “cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi cumhurbaşkanlığı” konulu sempozyumda yaptığı konuşmalar ile dikkatleri çekmiş, akp’nin demokrasiyi araç olarak kullanma mantalitesinin sürdüğünü göstermiştir. işte dediklerinden alıntılar:

“”sempozyumun “başkanlık sistemi” konulu oturumunda konuşan kuzu, başkanlık sistemini desteklediğini, parlamenter sistemi sevemediğini söyledi. sivil cumhurbaşkanı döneminin sürmesi gerektiğini savunan kuzu, parlamenter sistemde hem yasama hem yürütmeyi hükümetin yönettiğini kaydetti. kuzu, “biraz da yargıya ‘höt’ dediniz mi tamam. yasama ne yapacak? indir, kaldır” dedi.”"

meali: yasamayı da yürütmeyi de bize verin ki cumhurbaşkanı vetolarından kurtulalım, yargıya da biraz höt deme yeetkimiz olsun ki laik rejimi yıkarken kimse ses çıkaramasın.

“”eleştiri hakkı vardır ama vur abalıya olmamalıdır. tayyip bey’i zorla cumhurbaşkanı yapacağız. çünkü bu şekildeki gidiş, partiyi gıdıklar, tahrik eder. uzlaşma deniyor, ama uzlaşacak adamı bu kadar kötüleyeceksiniz sonra gelip masaya oturacaksınız. konuşulur ayrı. ama önce ’sen olamazsın, çünkü sen çok çok kötüsün’ dediğinde iş çıkmaza girer. daha sakin konuşmalıyız”"

meali: tayyibime yüklenmeyin yoksa onu cumhurun başı yaparız. sen abalıya vurma yoksa aba altından sopayı sokarım size.

Posted in akp, anayasa, anayasa komisyonu, burhan kuzu, yasa | No Comments »

Rıza Türmen: "Leyla Şahin’e Kurban Olsun?" MU

Mayıs 4th, 2007 by sengin

Rıza Türmen Avrupa İnsan Hakları Mahkesi Büyük Dairesindeki 17 yargıçtan biri. Görev süresi bittikten sonra tekrar aday olarak gösterilmedi. Bunu yapan tabiki akp sebebi ise Leyla Şahin ile alakalı kararında Türban aleyhine görüşünü belirtmesi. Bu durumu AİHM Başkanı Jaen Paul Costa da “Türmen, verdiği kararlar nedeniyle AİHM’ye önerilmediyse çok yazık. Türkiye’deki kamusal-özel alan ayrımı saygıya değer” dedi.

Posted in adalet, aihm, aihs, akp, hukuk, mahkeme, rte, rıza türmen | No Comments »

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Baykal’ın Ezilmesi

Mayıs 4th, 2007 by sengin

siyasi zekasından artık iyice süphe ettiğim deniz baykal’ın her birkonuşması ile rte’ye biraz daha puan kazandırdığı seçimdir. kendipartisinden bile rte’ye oy çıkacak böyle giderse.

deniz baykal konuştukça batıyor, battıkça konuşuyor.yıllarınsiyasetçisidir kendisi ama geçmişe bakıp feyz almayı hiç düşünmez. ulanrte’yi çankaya’da görmek istemiyorsan al sana taktik desem duyar mıacaba!öyle bir isim bulunur ki tüm toplumun saygı duyduğu, sevdiği,bu işi yapar dediği sonra da aday olması için konuşulur iknaedilebilirse de 110 milletvekili imzası ile aday yaparsın. ha sonran’olur? 2 seçenek ortaya çıkar; ya akp chp’nin bu hareketi karşısındatoplumu karşısına almak istemez ve yeni cumhurbaşkanı bir mutabakatlaseçilir ya da her şeye rağmen akp bildiğini okur ve toplumu karşısınaalmak uğruna rte veya başka bir akpliyi oraya gönderir, bu ihtimalde debu topluma rağmen seçim oy kaybı olarak geri döner akp’ye.bu ismibulmak kolay değil, benim aklıma rahmetli barıpş manço geldi, ama okadarını da chp yapabilir. hatta bu isim akp içinden bile güvenilir,laik rejime bağlı biri olabilir.

Posted in 2007, abdullah gül, akp, anap, chp, deniz baykal, erkan mumcu, rte, seçim, tbmm | No Comments »

recep tayyip erdogan in cumhurbaşkanı olması

Mayıs 4th, 2007 by sengin

zannımca rte bizzat cumhurbaşkanı olmayıp yerine kukla birini cumhurbaşkanı yapacaktır. çünkü rte cumhurbaşkanı olursa:
1) ordunun sertleşmesinden çekinebilir.
2) chp ve mhp’nin meclis çoğunluğunu ele geçirerek kendisini yüce divan‘a göndermesinden korkabilir.
ayrıca bunlara rağmen cumhurbaşkanı olması durumunda:
1) akp üzerindeki egemenliğini yitirebilir ve kısıtlı cumhurbaşkanlığı yetkilerine razı olmak durumunda kalabilir.
2) akp rte’nin şahsından güç alan bir parti olduğu için oy kaybedecektir. akp içinden abdüllatif şener, abdullah gül ve hatta bülent arınç hatta ve hatta rte’nin belirlediği bir kukla arasında liderlik için bir çekişme oluşabilir, bu da partiye oy kaybettireceği gibi partiyi bölünmenin eşiğine de getirebilir.
3) ilk seçimde ülke koalisyon hükümetlerine geri döner.4) cumhurbaşkanlığı yetkilerini yine de sınırlı ölçülerde kötüye kullanmayı başarabilir ve üniversitelere takunyalı rektörler atanabilir, atama yapılamayan 700küsür makam için tek tek şeraitçıları atayabilir.

Posted in akp, ampul, cumhurbaşkanı, rte, seçim | No Comments »