Mayıs 7th, 2007 by sengin
parlementer sistemlerde cumhurbaşkanını meclis seçer. nedeni ise halkın sınırlı desteği ile iktidara gelen hükümet ile yine halkın yarısından çoğunun desteği ile iktidara gelen cumhurbaşkanını karşılaştırması ve aralarındaki bir çatışma durumunda yürütmenin, yani ülkenin idaresinin durma yani yürütememe tehlikesidir.
türkiye’de ve diğer parlementer demokrasilerde güç parlementodadır, cumhurbaşkanının görevi sadece denetimdir, yani fren mekanizmasıdır. ama eğer halk seçerse halkın yarısından fazlasının desteğini almış bir makamdan sadece denetim yapmasını beklemek akla ve mantığa tamamen aykırıdır. hükümete karşıt olduğu durumlarda bizzat işin içine girmek isteyecek ve sistemi yeni krizlere sokacaktır.
hadi bir senaryo yapalım: bir yasa cumhurbaşkanı önüne geldi, cumhurun başı da bunu meclise geri gönderdi, meclis de hiçbir değişiklik yapmadan bunu aynen cumhurbaşkanına iade etti, bu durumda halkın yarısından fazlasının oyunu almış olan bir kişiyi bunu imzalamakla zorunlu tutmak demokratik mantığa uymaz.
velhasılı kelam bu durum zamanla başkanlık rejimine dönüşür ki üniter devletlerde başkanlık rejimleri diktatoryadan çok da farklı değillerdir.
Posted in cumhurbaşkanlığı, cumhurbaşkanı, meclis, parlementer sistem, parlemento, tbmm, yürütme | No Comments »
Mayıs 4th, 2007 by sengin
*Türk Devleti yani Türkiye, Selçuklu zamanında kurulmuş ve bugüne kadar gelmiştir. Aradaki sülale-saltanat ve rejim değişikleri yeni devletlere yol açmamış, devletin şekil değiştirmesini sağlamıştır sadece. Aynen Fransa’daki 4 krallık, 5 cumhuriyetin hep fransa olması gibi, ya da İngiltere’de saltanat Norman da olsa Cormwell Cumhuriyeti de olsa İngiltere’nin İngiltere olması gibi.
Şimdi asıl konumuza gelelim. Bu hareket Türk halkının 1000 yıldır yaptığı Kurtuluş savaşından sonra en büyük halk hareketidir. Evlerde olmasına alıştığımız herkes meydanlardadır. Rejimlerini korumaktadır. Ne Yavuz zamanındaki ayaklanmalar, ne 50′ler, 60′lar ve 70′lerdeki hareketler böyle değildir. Her birinde halkın uç kesimleri bu hareketlere girmişti ama bu sefer tüm halk meydanlarda. Bu unutulmamalı, tarihe tanıklık ediyoruz.
Posted in 14 nisan, 29 nisan, cumhurbaşkanlığı, cumhuriyet, demokrasi, gösteri, halk, laiklik, miting, numayiş, rte, çağdaşlık | No Comments »
Mayıs 4th, 2007 by sengin
hukukun siyasete alet edilmesidir; şöyle ki:
efendim kanun* hükümlerini yorumlarken sadece lafzına ya da macına bakılmaz, aynı zamanda kanunun genel ruhuna da bakılır. şimdi kanunun geneline bakmadan yorum yapmaya kalkarsak deriz ki karar yeter sayısı olmadan toplanmanın anlamı yok, bu sebeple de böyle bir yorumla karar yeter sayısı olmadan toplantı yapılamaz denilebilir ama yanlış olur.
her şeyden önce sonraki turların neden konulduğuna bakmak lazım: ilk turlarda seçim yapılamazsa seçim kolaylaşsın diye. biraz açalım:
meclis içtüzüğüne göre 3 tur oylamadan itibaren karar yeter sayısı salt çoğunluğa iniyor, yani toplantı yeter sayısının altına iniyor. bu ne demektir, ilk 2 tur yapıldıktan sonra 3′te 2 çoğunluk sağlanamazsa 3 turu yap demek. olay o kadar açık ki.
kaldı ki anayasanın ve içtüzüğün amacı da cumhurbaşkanın kolayca seçilmesi, yoksa her turda nitelikli çoğunluk da arayabilirdi ama seçimi kolaylaştırmak, hatta mümkün hale getirmek için aramıyor; kaldı ki ilk bu ülkede cumhurbaşkanı seçilemedeği için bir darbe yaşadı ve hemen ardından cumhurbaşkanı seçimini kolaylaştırdı, yoksa yabi ki biz de isteriz tam mutabakatla seçilmiş cumhurbaşkanı ama ingilizlerin dediği gibi demokrasinin yanında yönetebilme kabiliyeti de önemlidir. sabin kanadoğlu bunu da gözden kaçırmış ya da uzak tutmuş.
olayı somut olaya indirgeyelim ki daha rahat anlaşılsın:
anayasa çoğunluğa 276 oy ile cumhurbaşkanı seçme hakkı veriyor ama bunu eğer 3′te 2′yi bulamazsan yap diyor. ama senin oyun 354, yani anayasaya göre cumhurbaşkanı seçebilirsin ama ilk tur için karar yeter sayısına sahip değilsin. eğer bunu karar yeter sayısı olmadığı için toplantı da yapılamaz şeklinde yorumlarsan:
1) normlar hiyerarşisininden habersizsin demektir. yani hiçbir kanun hükmü, tüzük, içtüzük, yönetmelik… bir üsttekine aykırı olamaz. en üst norm da anayasa olduğuna göre hiçbiri anayasaya aykırı olamaz.
2) azınlığa, çoğunluğu tahakküm altına alma fırsatı vermiş olursun. adamlar oylamaya katılıp red oyu verseler sonraki tura geçilecek ama katılmadılar diye geçilemeyecek. olmaz böyle adaletsizlik.
rte’nin cumhurun başı olmasını ben de istemiyorum, o da istemiyor, şu da… ama bunu engellemek için hukuku kullanmak, hele bir de bunu yapanın bir hukuçu olması çok yazık. rte’yi gün geçtikçe daha da mazlumlaşacak onlar böyle yaptıkça.
Yok ettiğmiz hukuk birgün bize de lazım olur.
Posted in adalet, cumhurbaşkanlığı, demokrasi, hak, hukuk, normlar hiyerarşisi, sabih kanadoğlu | No Comments »